RTÜK’ün (Radyo Televizyon üst kurulu yapay zeka destekli yeni denetim sistemi, Türkiye’de televizyon ve radyo kanalları başta olmak üzere medya gözetiminin çalışma biçimine yeni bir soluk getirecek önemli bir adım. Geleneksel yöntemlerle günde yüzlerce saatlik televizyon ve radyo yayınını manuel şekilde inceleyip analiz etmek, hem zaman kaybı hem de insan gücünün yetersiz kaldığı bir süreçti. Bu nedenle RTÜK yapay zeka temelli bir yeni analiz modeline geçerek yayınların anlık takibini, otomatik içerik sınıflandırmayı ve kural ihlali risklerinin erken uyarı sistemiyle tespit edilmesini hedefliyor.

Yapay zekanın yayın analizi yaparken görüntü tanıma, ses işleme ve doğal dil işleme gibi alanları bir araya getirmesi, RTÜK’ün yayın denetimi süreçlerini önemli ölçüde hızlandıracak gibi görünüyor. Sistem, şiddet sahnelerini, müstehcen görüntüleri, küfür ve hakaret içeren konuşmaları, çocuklara zararlı olabilecek temaları, alkol ve sigara kullanımını ya da nefret söylemi içeren ifadeleri gerçek zamanlı olarak tespit edebilecek. Bu sayede denetim meselesi sistematik bir altyapıya kavuşacak
RTÜK’ün Yapay Zeka Yayın Analizi Nasıl Çalışacak?
RTÜK yayın analizi altyapısının yapay zeka ile güçlendirilmesi, kurumun açıklamasına göre hem insan hatasını azaltacak hem de uzmanların yalnızca AI tarafından işaretlenen içeriklere odaklanmasını sağlayacak. Böylece zaman ve iş gücü verimliliği sağlanacak. Öte yandan, yapay zeka yayın denetimi konusunda kesin bir çözüm sunmuyor. Aksine yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Yapay zekanın bağlamı her zaman doğru okuyamaması, ironi ve mizahı algılamakta zorlanması, tarihsel veya sanatsal içeriklerdeki sembolik anlatımı yanlış sınıflandırabilmesi gibi sorunlar halen çözülebilmiş değil.
Algoritmalar Bağlamı Anlayabilir mi?
Örneğin tartışma programında eleştiri içeren bir cümle, algoritmalar tarafından “nefret söylemi” veya bir film sahnesi “zararlı içerik” olarak algılanabilir. Bu nedenle RTÜK yetkilileri, kararların tamamen otomatik verilmediğini, son değerlendirmeyi yine uzmanların yapacağını söylüyor. Buna rağmen sosyal medyada birçok kullanıcı RTÜK AI sisteminin ülkede sansür riskini artırabileceği düşünüyor.

Sosyal Medyada AI Denetimi Tartışmaları
X (eski adıyla Twitter) platformunda kullanıcılar özellikle siyasi içerikli programlarının yapay zeka tarafından daha sık işaretlenip işaretlenmeyeceği sorusu öne çıkıyor. Bazı kullanıcılar RTÜK yapay zeka sisteminin aşırı hassas çalışan bir sistem olarak yanlış sonuçlar üretebileceğini, ifade özgürlüğünü de olumsuz etkileyebileceğini savunuyor. Bir kullanıcı, “AI ile denetim hızlanır ancak baskı da artabilir” derken bir diğer kullanıcı, 'RTÜK AI sistemi şiddeti tespit ediyorsa pek çok dizinin yayımdan kaldırılması gerekir' şeklinde eleştirilerde bulunuyor. Reddit’te ise daha teknik bir bakış açısı var: Kullanıcılar, algoritmaların nefret söylemini iyi yakalayabildiğini ancak üstü kapalı imaları, argo kullanımı veya kültürel içerikleri doğru yorumlayamadığı konusunda hemfikir.

Dünyada Uygulanan Benzer Modeller Var Mı?
Dünyadaki benzer uygulamalar baktığımızda RTÜK’ün bu adımı ile aslında küresel bir trendi yakalamayı amaçladığı görülüyor. Netflix ve Disney gibi platformlar, içerikleri sınıflandırmada bazı AI modelleri kullanıyor. Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren Dijital Hizmetler Yasası ise sosyal medya ve yayın platformlarının terör propagandası, nefret söylemi ve yanlış bilgi içeren içerikleri yapay zeka ile tespit etmesini şart koşuyor. Çin’de ise denetim yapısı tamamen otomatikleştirilmiş durumda, devletin sahip olduğu veri merkezleri, tüm yayınları anlık olarak tarayarak özellikle politik ya da sosyal açıdan sakıncalı görülen tüm içerikleri algoritmalar aracılığıyla tespit ediyor.
Yapay zekanın yayın denetimi konusunda ne kadar başarılı olabileceğine dair araştırmalar da dikkat çekici. Harvard ve MIT’nin yaptığı çalışmalarda, şiddet tespit algoritmalarının %90’ın üzerinde doğruluk oranına ulaştığı; ses tanıma teknolojilerinin ise küfür, hakaret gibi söylemleri %95’e yakın doğrulukla ayırt edebildiği belirtiliyor. Ancak kültürel bağlamda başarı oranının düştüğü görülüyor. Araştırmalar, yapay zekanın tek başına karar veren bir mekanizma olmaktan ziyade bir “destek aracı” olarak kullanılmasının en doğru yöntem olduğunu gösteriyor. Bir diğer deyişle en doğru model, RTÜK’ün de açıkladığı hibrit yapı: Ön taramada yapay zeka, nihai kararda insan.

Tüm bu analizlere rağmen RTÜK yayın analizi sürecinde yapay zekanın nasıl bir dönüşüm yaratacağı, uygulamanın tam olarak hayata geçmesiyle daha net ortaya çıkacak. Bu yeni denetim sistemi uzmanların iş yükünü azaltabilir, ihlalleri daha hızlı tespit etmeyi sağlayabilir ve özellikle çocuklara uygun içerik konusunda faydalı olabilir. Ancak bu sistemin adil ve şeffaf şekilde kullanılması büyük önem taşıyor. Aksi halde yapay zeka odaklı denetim, kamuoyunda sansür tartışmalarını daha da artırabilir. RTÜK’ün bu adımı, gelecekte televizyon ve dijital yayıncılığın nasıl şekilleneceği konusunda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Hem teknik kapasitesi hem de toplumsal etkisi açısından uzun süre tartışılacak bir süreç başlamış durumda ve bu sürecin nasıl ilerleyeceği hem medya kuruluşları hem de izleyiciler için büyük önem taşıyor.
Yeni Bir LLM Paradigması Statik Veriden Dinamik Bi...
Kendi Yolunu Çizenler
Öğrencilere Özel Yapay Zeka İstihdam Projesi Başlı...